5 Ocak 2011 Çarşamba

KAFKASSAM: "ABD'nin Bakü Ankara oyunu"

 
Kafkas Stratejik Araştırmalar Merkezinin internet sitesinde çıkan analizin tamamını aşağıda bulabileceksiniz. 1992 yılındaki işgalden bu yana Azerbaycan ve Ermenistan kadar Türkiye içinde önem arz eden Karabağ, Azeri-Ermeni ilişkilerininin nabzını ve bölgeden gelişmeleri blogda bulmaya devam edeceksiniz.

ABD Başkanı Barack Obama alelade olmayan bir adım attı. Parlamentonun tatilde olmasından istifade eden Obama, Türkiye'ye Francis Ricciardone, Azerbaycan'a Matthew  Bryza başta olmak üzere dört büyükelçinin atamalarını gerçekleştirdi. Daha önce  senatörlerin bu iki adaya onay verdiğini hatırlatalım. Şimdi Obama yasaların, parlamento tatildeyken kendisinin elçileri atmasına izin veren "Prinston İlkeleri"nden istifade etmeye karar vermiş. Bu arada Amerikan diplomasisinde sıkça görülmeyen bir durum oluştu: 2011'de yeni atanan büyükelçiler, Kongrede onama işleminden tekrar geçmek zorunda kalacak. Eğer adaylıkları yine bloke edilirse, Kongrenin sıradaki oturumunun sonuna kadar (Kasım-Aralık 2011) görevlerini terk etmek zorunda kalacak.

Amerikalılar bu tür büyükelçilere "aksak ördekler" deyimini kullanır. Bazı uzmanlara göre Beyaz Saray, Ricciardone ve Bryza'yı büyükelçi "yapma" imkânına daha önce de sahipti. O zamanlarda oluşan durumun emsalsizliği, Beyaz Saray yönetiminin, güçlü Ermeni lobisi temsilcileri senatörler Barbara Bokser ve Robert Menendes'in bu adaylara karşı sergiledikleri siyasi tavrı çok da engellemedi. Bu, bize göre, ABD'nin iç ve dış politikasının belirli faktörlerinden kaynaklanıyordu. Bir taraftan Kongre seçimlerinden önce her seçmenin oyuna kıymet veren Beyaz Saray, etkili Ermeni lobisiyle ilişkileri germek istemedi.
Diğer taraftan Türkiye ve Azerbaycan'daki büyükelçilik görevlerini boş bırakarak, Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini öngören Zürih protokollerinin onanması sürecini ilerletmek amacıyla ABD, her iki ülkeye birden baskı yapmaya çalışıyordu. Üçüncüsü, Barack Obama yönetimi, Zürih sürecine çoğunluğu karşı çıkan, düzenli olarak Kongrede soykırım tasarısını geçirmeye çalışan Ermeni lobicilerin aktif faaliyetlerini bertaraf etmeye çabalıyordu. Böylece ilginç bir şema oluştu: Zürih sürecinin suya düşürülmesi konusunda Bakü ve Ermeni diasporasının çıkarları örtüştü ki bu, diplomatik ilişkilerin kurulması ve sınırın açılmasına karşılık Türkiye'ye karşı herhangi bir toprak talebinden neredeyse vazgeçen Erivan'ı zayıflattı.

Diğer taraftan, Ankara'da, Ermenistan ile yürütülen Zürih sürecinin suya düşmesi durumunda gelecekte her şeyi "temiz sayfadan" başlamak gerektiği ve bunun Türkiye'nin Kafkasya ile ilgili politikası için ciddi zorluklar doğuracağı düşünülmeye başlandı. Bu yüzden Türkiye, soykırım tasarısının Kongreden geçmesi durumunda Ermenistan ile görüşme sürecinin devam etmesinin dayanaklarının kalmayacağı konusunda ABD'yi uyarıyordu. Bu konuyla ilgili basın toplantısında konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Ermenistan ile ilişkiler Ermeni-Türk protokollerinin imzalandığı döneme dönemez. Sınırı açmak değil, sınırı açık tutabilmek önemli olan." demişti. Türk tarafının kullandığı "sınırın açılması" ifadesi normal dile çevrildiğinde, bu, Ankara ile Erivan arasında sürekli devam eden görüşme süreci gereğini kabul etmek anlamına geliyor. Washington ile Ankara, Zürih anlaşmalarını kabul etme riskine giren Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'ı da ciddi bir şekilde "harcayabileceklerinin" farkındalardı. Ayrıca muhalefetin ihanetle suçladığı Ermenistan Devlet Başkanının durumunun zayıflaması bu ülkede iç siyasi mücadeleyi kaçınılmaz bir şekilde şiddetlendirirdi, Azerbaycan için askerî darbe vurmak amacıyla anı kullanmak için cezbedici şartlar oluştururdu. Azeri politikacıların askerî  belagatı sıkça kullanmaya başlamaları, böyle bir izlenim doğurdu. Erivan da zaman zaman benzeri cevaplar veriyordu. Bu yüzden Astana'daki AGİT Zirvesi'nde Rus ve Amerikan diplomasisi, Karabağ sorununun ancak barışçıl çözümünden yana olduklarını bildirdi. İşte bu nedenle ABD Başkanı Barack Obama'nın Kongreyi es geçerek Bakü ve Ankara'ya yeni elçi atama kararı, Orta Doğu ve Kafkasya'daki Amerikan politikasının biraz değiştiği anlamına gelebilir.

ABD Kongresi Alt Meclisinde 1938 yılından beri ilk defa durumun ciddi bir şekilde değiştiği -Demokratların çoğunluğu kaybettiği- kasım seçimlerinden sonra soykırım tasarısının geçme olasılığı ciddi oranda azaldı. Bu yüzden Amerikan diplomasisinin Ermeni sorunu konusundaki esas baskısı gelecekte Türk alanından Azeri alanına taşınacaktır.

Bu, mesela "yeni ABD Büyükelçisinin atanmasından, Dağlık Karabağ sorununun adil  temelde çözülmesinde Washington'un rolünün aktifleşeceğini" bekleyen Yeni Azerbaycan  Partisi Başkan Yardımcısı Ali Ahmedov'un hayal ettiği gibi olmayabilir. Ahmedov'un dediğine göre, şu ana kadar Minsk Grubu Azerbaycan'ı şaşırtan sonuçlara ulaşamadı,  sorun çözümsüz kalmaya devam ediyor ve bundan bir anlamda ABD de sorumlu. Büyükelçi  Bryza, Türkiye'deki mevkidaşı Ricciardone ile birlikte planlanmış siyasi-diplomatik  kombinasyonu hayata geçirmeye başladığında, bu Azeri politikacının görüşünü duymak çok ilginç olurdu.

ABD'nin Türkiye ve Azerbaycan'a atanan yeni elçileri, tabii ki de sadece Zürih ve Karabağ sorunlarıyla uğraşmayacak. Onlar, Karadeniz-Hazar bölgesinde, yani Washington'un son yıllarda siyasi inisiyatifi kaybettiği yerde, ABD politikasının yeni eksenlerini belirlemek zorunda olacaklar. Birçok Amerikalı uzmanın değerlendirmesine göre bu bölgenin devletleri, ABD politikasının asıl amaçlarını kavrayamaz hâle geldi. Ancak yeni diplomatik manevralar için ABD'nin imkânları yine de sınırlı: Birincisi, yeni elçiler 2011'in sonuna kadar "aksak ördek" statüsünde kalacak. İkincisi, Wikileaks portalının diplomatik yazışmaları yayımlamasının ardından Washington ve bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde yaşanan krizler daha uzun zaman kendini göstermeye devam edecek. Ancak bununla birlikte bilhassa bahsi  geçen durumlar, Amerikan diplomasisini daha kararlı faaliyetlere itebilir. Bu yüzden 2011 yılında Türkiye ve Kafkasya'yı büyük ve ilginç olaylar bekliyor.

Source:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder