Azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2011 Çarşamba

Haroutioun Khachatryan Claims: "Armenian-Turkish Rapprochement as a Factor for Decreasing Tensions in the South Caucasus:Why was the Opportunity Missed?"



Haroutioun Khachatryan                        Caucasus Edition


The South Caucasus is in a political deadlock for many reasons, the Nagorno-Karabakh conflict being one of the most important ones among them. The football diplomacy of Armenia and Turkey of 2008–2010 opened a possibility for the region’s countries to get out of that deadlock. However, this chance was not used, and the potential for improvement of the situation in the region due to normalization of Armenian-Turkish relations still remains open. The domestic problems of Turkey are the principal reason for this failure, but it seems that Azerbaijan’s efforts aimed at undermining the rapprochement process also played an important role. As a result, the region may remain in this dangerous deadlock for an indefinite period of time.
The Nagorno-Karabakh problem has become a factor that is acting negatively on every aspect of life in the South Caucasus. Armenians and Azeris present mutually exclusive demands for the status of the Nagorno-Karabakh region, and the positions of the conflicting sides do not seem to be moving closer. Recent rapprochement efforts between Armenia and Turkey might encourage a move away from the deadlock and help Turkey become a more active, neutral player in the South Caucasus. Unfortunately, this opportunity was not used as Turkey favored Azerbaijan in its policy on Karabakh. Below is my view of the problem in more detail.

KAFKASSAM: "ABD'nin Bakü Ankara oyunu"

 
Kafkas Stratejik Araştırmalar Merkezinin internet sitesinde çıkan analizin tamamını aşağıda bulabileceksiniz. 1992 yılındaki işgalden bu yana Azerbaycan ve Ermenistan kadar Türkiye içinde önem arz eden Karabağ, Azeri-Ermeni ilişkilerininin nabzını ve bölgeden gelişmeleri blogda bulmaya devam edeceksiniz.

ABD Başkanı Barack Obama alelade olmayan bir adım attı. Parlamentonun tatilde olmasından istifade eden Obama, Türkiye'ye Francis Ricciardone, Azerbaycan'a Matthew  Bryza başta olmak üzere dört büyükelçinin atamalarını gerçekleştirdi. Daha önce  senatörlerin bu iki adaya onay verdiğini hatırlatalım. Şimdi Obama yasaların, parlamento tatildeyken kendisinin elçileri atmasına izin veren "Prinston İlkeleri"nden istifade etmeye karar vermiş. Bu arada Amerikan diplomasisinde sıkça görülmeyen bir durum oluştu: 2011'de yeni atanan büyükelçiler, Kongrede onama işleminden tekrar geçmek zorunda kalacak. Eğer adaylıkları yine bloke edilirse, Kongrenin sıradaki oturumunun sonuna kadar (Kasım-Aralık 2011) görevlerini terk etmek zorunda kalacak.

Amerikalılar bu tür büyükelçilere "aksak ördekler" deyimini kullanır. Bazı uzmanlara göre Beyaz Saray, Ricciardone ve Bryza'yı büyükelçi "yapma" imkânına daha önce de sahipti. O zamanlarda oluşan durumun emsalsizliği, Beyaz Saray yönetiminin, güçlü Ermeni lobisi temsilcileri senatörler Barbara Bokser ve Robert Menendes'in bu adaylara karşı sergiledikleri siyasi tavrı çok da engellemedi. Bu, bize göre, ABD'nin iç ve dış politikasının belirli faktörlerinden kaynaklanıyordu. Bir taraftan Kongre seçimlerinden önce her seçmenin oyuna kıymet veren Beyaz Saray, etkili Ermeni lobisiyle ilişkileri germek istemedi.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Değişen Türkiye'nin Azerbaycanda Algılanması






Elhan Şahinoğlu

Sovyetler Birliği yıllarında Azerbaycan dışarıya kapalı hayat sürüyordu. Sovuk savaş yıllarında Azerbaycan Moskova`ya bağlı bölge, Türkiye ise Washington`la ittifak içinde olan ülke idi. Moskova Türkiye ile ilgili yalnız kendi politikasına ters düşmeyen kişilerin tanınmasına izin veriyordu. Bu acıdan da Azerbaycan`ın Türkiye ile ilgili uzun yıllar tanıdığı kişiler Mustafa Süphi, Nazim Hikmet ve Aziz Nesin`le sınırlı idi.

Sosyalist Azerbaycan`ı kapitalist Türkiye ile duvar ayırıyordu. Ancak bu duvarın süni olduğunu da her iki tarafta yaşayan insanlar anlıyorlardı. Azerbaycan`ın bazı ünlü şairleri, müzik yıldızları Moskova üzerinden yabançı ülkelere gider, geri dönürken de bu konuda fikirleri ile paylaşıyordular. Moskova üzerinden gidilen ülkelerden biri de Türkiye idi. Ve onlar geri dönürken de Türkiye`nin Azerbaycan`la dil bağlılığına dikkati çeker, kendilerini orada yabançı bir ülkede hiss etmediklerini anlatırdılar. Bu arada, Türkiye`den de muzik yıldızları Bakü`ye geler, onların konserleri tıklım-tıklım dolu olardı. Ayrıca, Türkiye filmleri Moskova`nın onayından sonra Bakü sinemalarında gösterime girer ve bu filmler de büyük coşkuya neden olurdu. Türk fimlerinin Rusca tercümede gösterilmesine rağmen, filmlerde doğma kelimelerin duyulması büyük coşku oluştururdı.

1980 yılların ortalarında SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov`un “perestroyka”sı ile ülke değişmeğe başladı, dışarıya gidiş-geliş arttı. Bu sırada Azerbaycan`la Türkiye arasında da temaslar artmağa başladı. Böylece, Azerbaycan insanı Türkiye`yi daha yakından tanımak imkanı elde etti. Artık Bakü Türkiye`li resmilerin Moskova`ya yaptıkları resmi gezilerden sonra ziyaret ettikleri ikinci durağa dönüşüyrodu. Azerbaycan`ın komunist liderleri de Moskova`nın onayı ile Ankara`ya gidiyorlardı.  

Makalenin tamamını okumak için lütfen tıklayınız